Güncel
Giriş Tarihi : 20-08-2021 15:48   Güncelleme : 20-08-2021 15:48

Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğuldu

28 Şubat mağduru olan ve başörtülü olması nedeniyle o dönem farklı mazeretlere memurluktan atılan Fethiye Atlı, Elazığ'ın Keban ilçesinde 2 dönemdir belediye başkanlığı yapıyor.

Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğuldu

Atlı, “Ben hakkımı helal etmiyorum. Hem bu dünyada hem de ahirette etmiyorum. Benim hakkımı Rabbim onların burnundan fitil fitil getirsin” dedi  

Fethiye Atlı, 28 Şubat döneminde başörtüsünü açmadığı için farklı mazeretlerle memurluktan atıldı. Elazığ'ın Keban ilçesinde 2014 yılında AK Parti'den aday gösterilerek girdiği yerel seçimlerde büyük bir farkla Türkiye'nin ilk başörtülü belediye başkanı seçilen Fethiye Atlı, iki dönemdir görevini yürütüyor. Atlı, o dönem yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğuldu.

‘BEN HEM 12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN HEM DE 28 ŞUBAT DARBESİNİN MAĞDURUYUM’

1980 ve 28 Şubat darbeleri hakkında konuşan  Belediye Başkanı Fethiye Atlı, “Her zaman söze başlarken darbelerden söz açılınca derler ki Allah bir daha o günleri göstermesin bir daha bu tür darbeleri yaşatmasın. Ne kadar söylersek söyleyelim Kur'an-ı Kerim'de söyleniyor.  Allah demiş ki kıyamete kadar hak ve baki çatışacak. Bu olduğunu göre bizde bu dünyaya keyfi çatmaya gelmemişiz biz de bu dünyanın içindeyiz. Rabbim bizi bu imtihan sırasında haklının yanında durmayı nasip etsin. Biz ne kadar desek ki bu darbeler daha olmasın rabbim bir daha yaşatmasın.   15 Temmuz darbesinde halkımız onlara gerekli cevapları verdi. İnşallah bu süreçten sonra da halkımız o darbecilere gereken cevabı verecek. Ben hem 12 Eylül 1980 darbesinin hem de 28 Şubat darbesinin mağduruyum. Rahmetli babam belediye başkanıydı o zaman.  80 darbesiyle görevden alındı. Biz 14 yıl boyunca o sıkıntılarımızı iliklerimize kadar yaşadık. Babam darbeden önce esnaflık yapıyordu. Biz de lisede öğrenciyken okul çıkışında gelip babamın yanında çalışarak ona destek oluyordum. Biz esnaflıktan geldik. Allah’a şükürler olsun, babam darbe girişiminde görevden alındıktan sonra onu hiç yalnız bırakmadık. Her türlü konuda ona destek olduk. 14 yıl boyunca Çermik’te dükkan kiraladık okullar tatil olunca oraya gittik. Okul başladığı zaman Keban’a geliyorduk. Bu sefer de mahallede Elazığ’da ve köylere gidip pazarlamacılık yapıyorduk. O süreçten sonra ben 1990 yılında Maliyenin açtığı sınava girdim. Nasip oldu kazandık” ifadelerini kullandı.

 ‘O dönemin kaymakamı 'Fethiye Hanım gel sana bir oda verelim o odada sen otur ve işlerini orada yürüt ama başını aç dışarı çıkınca tekrar kapatırsın' dedi’

İlk görev yerinin Gümüşhane’nin Şiran ilçesi olduğunu aktaran Atlı, “1993’de tahinimiz çıktı ve Elazığ İcadiye vergi dairesine geldik. Ben ilk 6 ay İcadiye Vergi Dairesinde çalıştım sonra babam vefat edince tahinim Keban’a çıktı. 1993 yılından itibaren burada başladım. 2000 yılına kadar Keban Mal Muhasebe Müdürlüğünde çalıştım. İşimi en iyi şekilde yaptığıma inanıyorum. 1998 yılından itibaren başörtü sorunu başladı. O dönem ben izine ayrılıyordum, rapor alıyordum bazen de uyarı ve kınama cezaları veriliyordu biz de savunmamızı yapıyorduk. 1998 yılından 2010 yılına kadar bu sıkıntılı süreci götürdük. O dönem kaymakamımız teklif etti. 'Fethiye Hanım gel sana bir oda verelim o odada sen otur ve işlerini orada yürüt ama başını aç dışarı çıkınca tekrar kapatırsın' dedi. Ben de başımı orada açarsam gelen arkadaş görmemiş mi olacak, 100 kişi görmüş veya 1 kişi görmüş ben onu kabul edemem dedim. O dönem Cemil efendi vardı onun yanına giderek oturdum ve Keban Mal Müdürlüğünde memur olarak çalışıyorum ama bu başörtü ile sıkıntılarım var. Ailem ve çevre çok baskı yapıyor, başımı açmamı istiyorlar. Fakat ben açmak istemiyorum siz de bir alimsiniz ne diyorsunuz dedim. Bana kızım Hz. İbrahim’i ateşe atan firavun yaşadı mı, yaşadı ama öldü dedi. Zulüm hiçbir zaman devam etmemiştir. Bir gün bitecek, ben sana ne başını aç ne de kapat derim. Sen git kendi vicdanınla karar ver dedi. Ben oradan çıkınca kesinlikle başımı açmayacağım dedim. Bu Rabbimin emri ben bunu siyasi bir düşünce olarak yapmıyorum. Allah’ın emrini uyguluyorum dedim ve başımı açmadım. O güne kadar cezalar ve kınamalar almaya devam ediyordum. En sonunda Ankara’dan müfettiş gelerek ifademi aldı. İfadem doğrultusunda 22 Kasım 2000 yılında benim işime son verdiler. Gerekçeleri de dairenin huzur ve sükutunu bozmaktan işime son verdiler. Ki o dönem benim kadar çalışan bir memur yoktu. Ama ona bakmadılar dairenin huzurunu ve sükutunu bozmaktan beni işten attılar. Sıkıntılı bir süreçti ailem bana çok tepki gösteriyordu. Sıkıntılar yaşadık yokluk ta yaşadık ama dönmedik ve ben bazen düşünüyorum. Ben hakkımı helal etmiyorum” ifadelerini kullandı.

‘28 ŞUBAT DARBESİNDE BENİ MAĞDUR EDEN KİMSEYE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM’

Kendisine her türlü zorluğu yaşattıklarını da aktaran Atlı, “Bana 28 Şubat darbesinde beni mağdur eden kimseye hakkımı helal etmiyorum. Hem bu dünyada hem de ahirette etmiyorum. Benim hakkımı Rabbim onların burnundan fitil fitil getirsin. Benim babamın da hakkını da helal etmiyorum. Biz o dönemde çok sıkıntı çektik. Acizliğimden ağlamıyorum sinirimden ağlıyorum. O dönemlerde çok sıkıntı çektik. 14 yıl boyunca 80 darbesinden 1993 yılına kadar çok sıkıntı çektik. Dediğim gibi ekmeğimizi tırnaklarımızla kazıyarak çıkardık. Ama kimseye sıkıntı yaşatmadık devletimizin sırtına bir yük olarak gitmedik, aile bir birimize destek olduk. Ben işten atıldıktan sonra davalar açtım,  itiraz etim, mahkemelere gittim. 2006-2007 yılında kanun çıktı ve memurlara işe dönüş hakkı verdiler. Ben orada yine dilekçe vererek işe dönmek istediğimi belirttim. Bakanlıktan uygun görülmedi diye yazı geldi. Gerekçe dahi göstermediler. Ben dava açmaya devam ettim ama o da reddedildi. O dönem de herkes FETÖ olayı her tarafa yerleşmişti ve Maliye Bakanlığında da vardı. 2013 yılında tekrar af çıktı, ben o dönem Keban’a gelerek AK Parti'den aday adayı oldum. O süreçten önce de devlet memurluğuna dönüş için tekrar bir kanun çıktı. Ben tekrar yazarak dilekçemi Ankara’ya gönderdim. Aylarca süründüm. Arayıp devlet bana bu hakkı vermiş neden beni başlatmıyorsunuz diyorum. Elazığ defterdarlığı bana olumlu bir cevap vermiş neden almıyorsunuz dedim. Beni süründürdüler ve adaylığım açıklandığı gün cevap geldi. Çok sıkıntı yaşadık. Haberlerde izledim, darbe sürecindekilerinden bazıları tutuklanmış. İnşallah tutuklananalar serbest bırakılmazlar. Ama ben haklarımı helal etmiyorum. Ben 58 yaşındayım imtihanlı bir süreçten hep geçtik ama Allah’a hamd olsun. İnşallah Rabbimiz bizi seviyordur ki bizlere bu imtihanları vermiştir. Bu imtihanları verirken altından kalkacak gücü de bize verdi. Biz bu zamana kadar kimseye muhtaç olmadık. Allah devletimize zeval vermesin ve bir daha bu günleri yaşatmasın. Yaşatırsa da inşallah rabbim sağduyulu gençleri nasip etsin ki darbelerin ve sıkıntıların önüne geçsin” şeklinde konuştu.